Bülten

Düş Bahçesindeki Yedi Tohum..

Bir zamanlar küçük bir köyde yaşayan yaşlı bir bahçıvan varmış. Bahçesinin ortasında, üzerinde hiçbir şey yazmayan yedi küçük kese dururmuş. Köylüler bu keselerin sırrını merak eder ama bahçıvan her soruya aynı cevabı verirmiş:

"İnsan hayatı, ektiği tohumların hikâyesidir."

Bir gün genç bir yolcu çıkagelmiş.

"Bu keselerde ne var?" diye sormuş.

Bahçıvan usulca gülümsemiş ve ilk keseyi açmış.

"Bu, bolluk tohumu. İnsanlar onu para sanır. Oysa bolluk, sahip olduklarının farkına varabilmektir."

İkinci keseden bir tohum almış.

"Bu da bereket tohumu. Aynı ekmekten iki kişinin doyması, aynı sevgiden birçok kalbin ısınmasıdır."

Üçüncü keseyi açmış.

"Sevgi tohumu. Paylaşıldıkça azalacağı sanılır ama tam tersine büyür."

Yolcu dikkatle dinliyormuş.

Dördüncü kesede mutluluk tohumu varmış.

"Mutluluk, büyük dağların zirvesinde değil, sabah ışığının pencereye düştüğü küçük anlarda saklanır."

Beşinci kese şans tohumuymuş.

Bahçıvan, "Çoğu insan şansı gökten bekler. Oysa şans, hazır bir kalbin karşısına çıkan fırsattır," demiş.

Altıncı kese yuva tohumuymuş.

"Yuva, duvarlardan yapılmaz. Güvenle kurulur, anlayışla büyür."

Son keseyi açtığında içinden ışıl ışıl görünen bir tohum çıkmış.

"Bu da düşler tohumu. İnsan nereye gitmek istediğini bilmiyorsa hiçbir rüzgâr ona yardım edemez."

Yolcu bir süre sessiz kalmış.

"Peki," demiş, "bunların hepsini ekersem ne olur?"

Bahçıvan gökyüzüne bakmış.

"İşte o zaman hayatın bir bahçeye dönüşür."

Yolcu ayrılırken dönüp son bir soru sormuş:

"Bu tohumların büyümesi ne kadar sürer?"

Yaşlı adam gülümsemiş:

"Bir ömür."

Bolluk sahip olduklarımızı görmekle,
bereket paylaşmakla,
sevgi vermekle,
mutluluk fark etmekle,
şans hazırlanmakla,
yuva güvenmekle,
düşler ise cesaret etmekle büyür.

Hayat, bize verilen tohumlar değil; onları nasıl yetiştirdiğimizdir.